Bedenimiz, zihnimiz ve ruhumuz birçok yönden birbirine bağlı. Fiziksel sağlığımız kadar zihnimize ve duygularımıza da odaklanmayı başarabildiğimizde, zihinsel sağlığımız ve mutluluğumuz için önemli bir adım atmış olacağız çünkü zihinsel sağlığımızı iyileştirmek, fiziksel sağlığımızı da iyileştirir.

Depresyon, kronik stres, anksiyete, öfke ve karamsarlık gibi olumsuz psikolojik koşullar; kalp atışı düzensizlikleri, sindirim şikayetleri, artan kan basıncı, iltihaplanma ve kalbe kan akışının azalması gibi olumsuz durumlarla doğrudan ilişkili.

Kronik stres, vücudumuz için toksik etkiye sahip. Hem kronik iltihaplanmaya yol açıyor hem de alkol ve sigara kullanımı, aşırı yemek gibi stresli zamanlarda daha eğilimli olduğumuz davranışlara neden oluyor.

Zihnimizi ve bedenimizi değiştirme yeteneğimiz var!

Aslında hepimiz sadece zihnimizi değil, bedenimizi de değiştirme yeteneğine sahibiz. Zihin-beden bağlantısı ise beyin sapında ortaya çıkan, vücuttaki neredeyse her organa bağlı olan ve özellikle kalpte temsil edilen Vagus siniri yoluyla sağlanıyor. Daha önce “Beyin ve Bağırsak Bağlantısı Nasıl Çalışır?” yazısında bahsettiğim Vagus siniri burada da karşımıza çıkıyor.

Vagus siniri, bir insanın “Savaş” ya da “Kaç” tepkisi, dinlenme ve sindirim sistemi ile doğrudan ilişkili. Ama ne yazık ki çoğumuz,dış olaylara nasıl tepki verebileceğimiz konusunda yeteneklere ve dolayısıyla otonom sinir sisteminin nasıl etkileşime gireceği üzerinde kontrole sahip olduğumuzun farkında değiliz.

Son 20-30 yılda zihin-beden bağlantısı hakkında çok şey öğrendik ancak son on yılda yeni görüntüleme araçları ve zihnin bedeni nasıl etkileyebileceğini ölçmenin yeni yollarıyla daha da fazla bilgiye sahibiz. Daha da önemlisi, zihinlerini kullanarak bedenlerini olumlu yönde etkilemek için bireyleri nasıl doğru yönlendirebileceğimizi öğreniyoruz, bu da birçok hastalığın, özellikle de kronik hastalıkların oluşumunu azaltıyor veömrü uzatmaya yardımcı oluyor.

Beyin ve kalp birbirini çift yönlü etkiliyor

Kalp, sinir sistemi aracılığıyla beynin ona gönderdiğinden daha fazla sinyali beyne gönderiyor. Bu sinyallerin; beyin fonksiyonu, zihinsel netlik hatta duygular üzerinde derin etkileri var. Kalp-beyin bağlantısının bu devrimci anlayışına “kalp matematiği” deniyor.

Kalp ritmini değiştirerek beyni değiştirebiliriz. Bu alanda araştırmalarını sürdüren Rollin McCraty’nin son zamanlarda yaptığı çalışmalar, yeni bir temel oluşturmak, stres ve endişeyi azaltmak için kalp matematiğinin gerekli olduğunu söylüyor.

Kalp ve beyin arasındaki uyum, yeni bir netlik ve sezgi sağlar. Kalp ritmimizi kontrol ettiğimizde mesajı tüm vücudumuza gönderebiliriz. Bu da demek oluyor ki, nasıl algıladığımız ile düşündüğümüz, hissettiğimiz ve davrandığımız arasındaki kontrolü sağlayabiliriz.

Beyin ve kalp, otonom sinir sistemi dediğimiz (sempatik ve parasempatik sinir sistemleri) bir sinir ağıyla birbirine bağlı. Sempatik sinir sistemi gaz pedalı ve parasempatik sinir sistemi de fren pedalı. Kalp ve beyin arasındaki bağlantıların çoğuna bu sistem aracılık eder. Bunları etkilemek için yapılabilecek zihinsel veya psikolojik eylemler var. Farkındalık müdahaleleri, anksiyete ve paniğin hem psikolojik hem de fiziksel belirtilerine yardımcı.

Kanıtlanmış 10 toksik stres tamponu:

  • Sağlıklı uyku alışkanlığı
  • İyi beslenme
  • Düzenli egzersiz
  • Açık havada zaman geçirme
  • Farkındalık veya meditasyon
  • Sosyal etkileşim
  • Ruh sağlığı konusunda uzman desteği
  • Işıkla düzgün bağlantı
  • Doğru nefes alma
  • Yeterli hidrasyon

Zihnimiz ve bedenimiz birbirinden ayrılamaz. Kalp hastalığı ve depresyon genellikle birlikte görülür. Beyin kalbimiz, adrenal bezlerimiz ve midemiz gibi diğer organlardan geri bildirim alan ve onları kontrol eden bir organ. Zihnimizi eğiterek, bedensel işlevlerimizin çoğunu kontrol edebiliriz.