Sakız çiğneme, ağız şapırdatma, saat tıkırtısı, tahtaya sürten tebeşir/kalem seslerinin hepimizi rahatsız ettiği anlar vardır. Ancak bazıları için bu durum, dayanılmaz bir hal alır. Bunun tıpta bir adı var: Mizofoni (Misofonya-Misophonia).

Mizofoni ile ilgili araştırmalar nispeten yeni. Bozukluğu teşhis etme kriterleri henüz Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı’na (DSM-5) dahil edilmedi ancak bazı doktorlar bunun “Obsesif Kompulsif ve İlişkili Bozukluklar” başlığı altına eklenmesini öneriyor. Özetle kendisi bir hastalık mı yoksa bir hastalığın belirtisi mi, henüz bilmiyoruz. Bildiğimiz şey, azımsanmayacak kadar sık görüldüğü ve dengede olmadığımızın bir işareti olduğu.

Mizofoni, eski Yunancada “sesten nefret etmek” anlamına geliyor. Seçici ses duyarlılığı sendromu olarak da biliniyor ve hem psikolojik hem de fizyolojik belirtilerle1 kendini gösteriyor. Yakın tarihli bir çalışmada MR taramaları, mizofonisi olanların beyin yapısında ve tetikleyici sesleri duyduğunda beyinlerinin tepki verme biçiminde belirgin bir farklılık olduğunu gösterdi.

Mizofonisi olanların beyinlerinin sesleri filtrelemesiyle ilgili bir hassasiyetleri olabileceğini düşündürüyor. Dış etkenlere karşı aşırı hassas kişiler, aynı anda çok sayıda uyaran alabiliyorlar.

Sese karşı bu aşırı duyarlılık, kişinin günlük yaşamında ‘savaş ya da kaç’ tepkisine neden oluyor. Kişi tetikleyici sesleri duyduğunda endişe2, öfke ve panik hissediyor. Bu kaçınma da başta öfke, ilerleyen zamanlarda ise izolasyon ve depresyona3 yol açabiliyor.

Tetikleme sesleri, mizofonisi olan kişiler için farklılık gösterir ve zamanla değişebilir. En yaygın tetikleyiciler başkalarından çıkan şu seslerdir:

  • (Sakız) Çiğneme
  • Höpürdetme
  • Yutma/Yutkunma
  • Şapırdatma
  • Geniz temizleme
  • Burun çekme
  • Parmak çıtlatma

Bunların dışında başka sesler de tetikleyici olabilir:

  • Saat tıkırtısı
  • Kağıt hışırtısı
  • Tahtaya sürten tebeşir-kalem sesi
  • Daktilo/bilgisayar tuşu sesi
  • Araba kapısının çarpması
  • Kuş-köpek-cırcırböceği ve diğer hayvanların sesleri

Mizofonisi olanlar için hemen her ses, potansiyel bir tetikleyici olabilir. Ses dışında ayak/bacak sallama, saçları savurma, burnunu kaşıma, kulağını çekiştirme gibi görsel unsurlar da sesler gibi tetikleyici ve olumsuz etkide bulunur.

Mizofonisi olan kişinin tetikleyici duyduğunda ne hissettiğini anlamak için kara tahtaya çivi sürtme sesi duyduğunuzu düşünün. Cildiniz karıncalanıyor, sinirleriniz geriliyor ve hemen durmasını istiyorsunuz. Çoğu kişi için bu, arada bir olur. Ama mizofonili kişiler, diğerlerinin neredeyse hiç fark etmediği sesler nedeniyle bu hissi sürekli yaşarlar.

Kimler risk altında?

Mizofoniye neyin neden olduğu henüz tam olarak bilinmiyor. Ancak genetik olabileceği ve kadınlarda daha sık görüldüğü biliniyor. Genellikle ergenlikten önce başlıyor ve ilk belirtiler en sık 9-12 yaşları arasında ortaya çıkıyor.  Mizofoni görülen kişilerin daha yüksek IQ’ya sahip olma eğiliminde olduğu da iddialar arasında. İlk tetikleme sesi ebeveyn ya da aile üyesinden geliyor ve zamanla yeni tetikleyiciler ortaya çıkıyor.

Şu rahatsızlıkları olan kişilerde riskin daha yüksek olduğu gözlenmiş:

  • Obsesif kompulsif bozukluk4
  • Anksiyete bozuklukları5
  • Tourette Sendromu 6
  • Kulak çınlaması7

Tedavisi var mı?

Mizofoninin modern tıpla tedavisi henüz bulunamasa da, baş etmekte etkili olduğu düşünülen bazı yöntemler var:

  1. Tinnitus Yeniden Eğitim Tedavisi
    Tinnitus Yeniden Eğitim Tedavisi (TRT) yönteminde, mizofonisi olanlara gürültüye karşı tahammüllü olmaları telkin edilir.
  2. Bilişsel Davranışçı Terapi
    Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)8 tetikleyici gürültüye karşı geliştirilen tepkiyi azaltmaya yardımcı olabilecek başka bir seçenektir.

BDT sayesinde bireyler, tetikleyici seslere karşı tepkilerini daha iyi anlamayı ve bu olumsuz tepkileri yönetmek için başa çıkma stratejileri geliştirmeyi öğrenebilirler. Spesifik olarak bu, tetikleyici seslerle ilgili olumsuz düşünme kalıplarının değiştirilmesini içerebilir.

Ayrıca yağmur, doğa seslerini aktaran bazı cihazların da baş etmede etkili olduğu görülmüş ve kullananların çoğu semptomlarda bir rahatlama yaşadığını belirtmiş.

Kişinin bütünlüğünün, beden-zihin-ruh dengesinin sağlanmasına yönelik integratif tıp yöntemleri etkili olabilir. Burada homeopati ve biyorezonans da etkili olabilecek yöntemler arasında sayılabilir. Her iki uygulamada da bu konu ile ilgili özel remedi ve frekans mevcut. Ama yine de konunun bütünsel ele alınması şart.