Şimdi size vücudumuzda bulunan en önemli yapılardan birinden bahsedeceğim, Sodyum-Potasyum Pompası. Normal şartlarda sodyum (Na+) hücre dışında, potasyum (K+) ise hücre içinde daha yoğun şekilde bulunur. Hücrelerin metabolik faaliyetlerini gerçekleştirebilmesi için bunun tam tersi olmalıdır.

Hücre içi sodyum yoğunluğunun düşük, potasyum yoğunluğunun yüksek tutulması gerekir. İşte hücre zarında bulunan sodyum-potasyum pompası, aktif çalışarak yani ATP harcayarak, her çalışma döngüsünde taşıyıcı proteinler aracılığıyla 3 sodyumu hücre dışına alırken, 2 potasyum iyonunu hücre içine alır.

Hücre zarını bir pile benzetebiliriz. Pilin bir tarafı pozitif, diğer kısmı negatif kutuplara sahiptir. İşte bunun gibi, hücre zarının da dışı pozitif içi negatif kutup gibi düşünürsek, zarın potansiyeli, kas ve sinir gibi uyarılan hücrelere iletilebilen elektrik oluşturmakla görevlidir. Bu elektrik ise kaslarımızın kasılması için çok önemlidir. Örneğin; kalp kasında kasılma yaşanmadığı zaman, bildiğiniz üzere ölüm gerçekleşir.

Hücrenin içine giren her katı parçacıkla birlikte içine su da alır. İşte pompa, hücrenin su ile şişerek patlamasını engelleme görevi görür. Katı parçacıkların beraberlerinde su da taşımaları olayına osmoz adı verilir. Dolayısıyla hücrenin yaşaması için, suyun sürekli olarak dışarı tahliye edilmesi gerekir. İşte bu görevi de sodyum potasyum pompası görür.

Sodyum, hücrelerimizin içinde ve çevresindeki su dengesinin korunmasına yardımcı olan temel bir mineral. Düzgün kas ve sinir işlevi için önemli. Ayrıca kan basıncının sabit kalmasına yardımcı oluyor. Metabolizmanın dengesi için şart. Hatta tuzdan zengin beslenme, karbonhidrat ihtiyacını azaltıyor. İyotun kullanılabilmesi için de sodyum şart. Lugol solüsyonu kullanıyorsanız mutlaka tuzu artırmalısınız.

Hiponatremi olarak da adlandırılan kanda yetersiz sodyum olması durumu, su ve sodyum dengesi bozulduğunda ortaya çıkıyor. Başka bir deyişle, kanınızda ya çok fazla su var ya da yeterince sodyum yok.

Normalde sodyum seviyeniz litre başına 135-145 mEq /L arasında olmalı, 135 mEq /L’nin altına düştüğünde hiponatremi oluşuyor.

Ama tabii siz de haklısınız, yıllarca tuzdan korkutulduk. Özellikle tansiyonu yükseltir ve iyot içeriğinden dolayı guatra sebep olur diye tuzu azalttıkça azalttık, iyotsuz olacak diye rafine edilmiş tuzlar kullandık. Şöyle diyeyim, 2 yıl önce yapılan tuz sempozyumunda tansiyonun sebebinin yüksek tuz (NaCl) değil, düşük potasyum olduğuna karar verildi. Eğer böbrek yetersizliği veya aritmi sorununuz yoksa potasyum içeren besinleri güvenle tüketebilirsiniz. En çok avocadoda vardır, sonra muz, tatlı patates, kayısı, yeşil yapraklı sebzeler ve bakliyatlarda.

Düşük sodyumun belirtileri nedir?

Düşük kan sodyumunun belirtileri kişiden kişiye değişebiliyor. Sodyum seviyesi yavaş yavaş düşerse, herhangi bir belirti yaşanmayabilir. Çok hızlı düşerse belirtiler daha şiddetli olabilir.

Sodyumun hızlı kaybı, tıbbi bir acil durumdur. Bilinç kaybına, nöbetlere ve komaya neden olabilir.

Düşük kan sodyumunun yaygın semptomları:

  • Zayıflık
  • Yorgunluk veya düşük enerji
  • Baş ağrısı
  • Mide bulantısı
  • Kusma
  • Kas krampları/spazmları
  • Bilinç bulanıklığı
  • Sinirlilik

Kandaki düşük sodyumun nedenleri

Pek çok faktör kanda sodyum düşüklüğüne neden olabiliyor. Vücut çok fazla su ve elektrolit kaybederse sodyum seviyesi çok düşebilir. Hiponatremi ayrıca belirli tıbbi durumların bir belirtisi de olabilir.

Düşük sodyumun nedenleri:

  • Şiddetli kusma veya ishal
  • Antidepresanlar ve ağrı kesici ilaçlar dahil olmak üzere belirli ilaçların kullanımı
  • Rafine edilmiş tuz kullanımı
  • Diüretik (idrar söktürücü ilaçlar) almak
  • Egzersiz sırasında çok fazla su içmek (bu çok nadirdir)
  • Dehidrasyon
  • Böbrek hastalığı veya böbrek yetmezliği
  • Karaciğer hastalığı
  • Konjestif kalp yetmezliği dahil kalp sorunları
  • Adrenal bezinizin vücudunuzdaki sodyum, potasyum ve su dengesini düzenleme yeteneğini etkileyen Addison Hastalığı gibi adrenal bez bozuklukları
  • Hipotiroidizm (yetersiz tiroit)
  • Birincil polidipsi (aşırı susuzluğun size çok fazla su içirdiği bir durum)
  • Vücudunuzun su tutmasına neden olan uygunsuz antidiüretik hormon (SIADH) sendromu
  • Vücudun antidiüretik hormon üretmediği nadir bir durum olan diabetesinsipidus -şekersiz diyabet- (yüksek miktarda seyreltik idrarla kendini belli eder)
  • Yüksek kortizol seviyelerine neden olan Cushing Sendromu (nadir görülür)

Kimlerde kandaki düşük sodyum riski daha fazladır?

Aşağıdaki gibi bazı faktörler, kanda düşük sodyum riskini artırır:

  • İlerlemiş yaş
  • Diüretik (idrar söktürücü ilaç) kullanımı
  • Antidepresan kullanımı
  • Rafine edilmiş tuz kullanmak
  • Yüksek performanslı bir sporcu olmak
  • Sıcak bir iklimde yaşamak
  • Düşük sodyumlu beslenmek
  • Kalp yetmezliği, böbrek hastalığı, uygunsuz antidiüretik hormon sendromu (SIADH) veya diğer koşullara sahip olmak

Düşük sodyum riski altındaysanız, elektrolit ve su alımınız konusunda daha dikkatli olmanız gerekebilir.

Kandaki düşük sodyum testleri

Düşük sodyum seviyesini tespit etmek için kan testi gerekebilir. Semptomlar olmasa bile, doktorunuz temel bir metabolik panel ile kanınızdaki elektrolit ve mineral miktarlarını test eder.

Temel bir metabolik panel (böbrekleriniz, kan şekeriniz, elektrolit, asit/baz dengeniz hakkında önemli bilgiler veren ve sıklıkla istenen testler panelidir), genellikle rutin bir muayenenin parçasıdır. Herhangi bir semptomu olmayan birinde bile düşük kan sodyumu tanımlanabilir.

Seviyeniz anormalse doktorunuz idrarınızdaki sodyum miktarını kontrol etmek için bir idrar testi isteyecektir. Bu testin sonuçları, düşük kan sodyumunun nedeninin belirlemesine yardımcı olacaktır.

Seviyeniz düşük ancak idrar sodyum seviyeniz yüksekse, vücudunuz çok fazla sodyum kaybediyor demektir.

Hem kanınızdaki hem de idrarınızdaki düşük sodyum seviyeleri, vücudunuzun yeterince sodyum almadığı anlamına gelir. Vücudunuzda çok fazla su da olabilir.

Düşük kan sodyumunun tedavisi

Düşük kan sodyumunun tedavisi nedene bağlı olarak değişir, şunlar olabilir:

  • Sıvı alımını azaltmak
  • Diüretiklerin dozajını ayarlamak
  • Baş ağrısı, mide bulantısı ve nöbetler gibi semptomlar için ilaç almak
  • Altta yatan koşulları tedavi etmek
  • İntravenöz (damardan) sodyum solüsyonu infüzyonu
  • Sole

Düşük kan sodyumunun önlenmesi

Su ve elektrolit seviyenizi dengede tutmak, düşük kan sodyumunu önlemeye yardımcı olabilir.

Sporcuysanız, egzersiz sırasında doğru miktarda su içmeniz önemlidir.

Ayrıca elektrolit içeren içecekleri deneyebilirsiniz, bu içecekler terleme yoluyla kaybolan sodyumun yenilenmesine yardımcı olur hatta kusma veya ishal yoluyla çok fazla sıvı kaybederseniz de yararlı olabilir.

Kadınlar bir gün boyunca 2.2 litre, erkekler ise 3 litreyi sıvı içmeyi hedeflemelidir. Yeterince su aldığınızda, idrarınız soluk sarı veya berrak olur ve susuz hissetmezsiniz.

Aşağıdaki durumlarda sıvı alımınızı artırmak önemli:

  • Ilık hava
  • Yüksek rakım
  • Hamilelik veya emzirme
  • Kusma
  • İshal
  • Ateş

Saatte 1 litreden fazla su içmemelisiniz. Çok hızlı bir şekilde ve çok fazla miktarda su içmenin zararlı olduğunu unutmayın.

Sole hazırlanışı

Bir su bardağının yaklaşık 1/4’ünü tuz kristali ile doldurun. Üzerini iki parmak geçecek şekilde içme suyu ilave edin.

İyice karıştırarak bir gün bekleyin. Burada önemli olan kristallerin suya, suyun da kristallere doymuş olmasıdır. Yani bir günün sonunda karışım doymuş ve bardağın dibinde hala kristallerden kalmışsa Sole’niz hazır demektir.

Hazırladığınız sole karışımını her gün, günde bir bardak suya bir çay kaşığı karıştırarak aç karnına tüketebilirsiniz.

Herhangi bir saklama önerisi yok. Yalnız kullandığınız materyaller metal olmamalı.

Özetle tuzdan korkmayın, şekerden korkun!